Danamandıra’da Şafak Vakti Kesilen Sadece Ağaçlar Değil
- Silivri Tarih Derneği
- 20 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Kamuoyuna,
Danamandıra’da YİNE! Bir orman kesimi ile sabaha gözlerimizi açtık. Danamandıra’da bitmek bilmeyen ağaç kesimlerine dün iki yeni orman kesimi daha eklendi.
Dün sabah Danamandıra’da yaşananlar, “orman koruma” kavramının ne kadar içinin boşaltıldığını bir kez daha acı biçimde gösterdi. Köylüden aldığımız bilgiler neticesinde Silivri Orman İşletme Şefliği, iki ayrı taş ocağının genişletilmesi amacıyla biri yaklaşık 40 dönüm, diğeri 70 dönüm olmak üzere iki farklı ormanlık alanda eş zamanlı ağaç kesimine başladı. Köyün iki ayrı noktasında aynı anda yapılan bu kesimler, adeta planlı bir şafak operasyonunu andırdı bizlere.

Bu haliyle son bir ay içerisinde Danamandıra çevresinde yaklaşık 150 dönüm orman alanı yok edilmiş olacak. Bu, yüz binlerce ağacın geri dönülmez biçimde kesilmesi anlamına geliyor. Yine köy halkından ve mağdurlardan aldığımız bilgiler neticesinde aynı Orman İşletmesi, bundan yalnızca birkaç hafta önce “orman ferahlatma” yaptığı gerekçesiyle 15 köylüye kişi başı 10–12 bin TL arasında ceza kesti, köylüler mahkemelik edildi. Bu tabloya bakıldığında şu soruyu sormamak mümkün değil;
Ormanı korumak için yemin edenler, ormanı gerçekten korumak için mi yemin etti; yoksa sadece köylüden korumak için mi? Ya da bir kesime bu kadar hızlı başlanırken, neden bu kesimlere yönelik oluşturan dilekçelere neden 2.5 ay sonra cevap veriliyor?
Danamandıra’da hâlihazırda sekiz adet aktif taş ocağı bulunuyor. Binlerce dekar orman alanı, dolgu malzemesi uğruna uçurumlara, yarıklara ve çorak alanlara dönüştürülmüş durumda. Buna rağmen yeni taş ocaklarına izin verilmesi, Orman Genel Müdürlüğü’nün Orman Kanunu’nu fiilen yok saydığını açıkça ortaya koyuyor. Silivri, aynı zamanda İstanbul’un son büyük orman alanlarından biri. Bu ormanlar kamu yararı değil de sınırsız bir hammadde deposu gibi görülüyor.
İşin daha da vahim bir boyutu var. Söz konusu iki taş ocağının yalnızca 50 metre yakınından, Roma dönemine tarihlenen ve dünyanın en büyük antik su temin sistemlerinden biri olan tarihi su yolu hattı geçiyor. Yaklaşık 1600 yıllık, Horasan harcıyla inşa edilmiş bu eşsiz kültür varlığı, dinamitli patlatmaların hemen yanı başında kaderine terk edilmiş durumda.
Taş ocaklarında çıkarılan kireç taşlarının depolandığı alanlardan süzülen rezerv sular, orman içindeki doğal kaynaklar aracılığıyla Mandıra Deresi’ne, oradan da Terkos Barajı’na ulaşıyor. Mandıra Deresi, Terkos’u besleyen iki ana koldan biri. Buna rağmen DSİ’nin bu taş ocakları için “olur” yazısı vermesi, hukukla, bilimle ve kamu sağlığıyla bağdaşmıyor.
İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, ruhsat sahası içindeki tarihi hattı tespit etmiş olmasına rağmen yalnızca 50 metrelik bir koruma mesafesi belirlemekle yetindi; taş ocağı ruhsatı iptal edilmedi. Şunu sormak gerekiyor:
Dinamit patlatılırken 50 metre mesafede durmaları istense, bu kararı verenler orada durur mu? Elbette hayır. Ama 1600 yıllık tarihi bir yapının buna “dayanabileceği” varsayılıyor.
Bu karara itiraz edildi. Dosya Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na taşındı. Ankara’dan gelen uzmanlar yerinde inceleme yaptı ve 50 metrelik koruma mesafesinin yetersiz olduğunu açıkça ifade etti. Buna rağmen kurul kararı onayladı. Bu kararda, ilgili tüm genel müdürlüklerin imzası bulunuyor. Bu tablo, tarihe not olarak düşünülecektir. Bugün bu orman katliamına sessiz kalan yönetimler ve imzacılar bu konunun tek sorumluları olacaktır. Bizler memlekette taş ocakları ya da maden faaliyetleri olmasın demiyoruz. Olması gereken doğru yerde, doğru konumda, planlı, hak temelli, tabiat ve kültür varlıklarını koruyan, yurttaşların çıkarlarını ön plana taşıyan bir anlayışla gerçekleştirilmesidir.
Bugün başvurulan her kurum ya da sözlü iletişime geçilen her idareci aynı şeyi söylemektedir; “ tüm taş ocaklarının yasal izinleri var ! “ ya on yıllardır o bölgede yaşayan, toprak sahibi olan yurttaşlar ? Ya onlarca bitki türü ve canlı çeşitliliği? Ya 1600-1700 yıllık kültürel miras? Ya su hakkı ?
Son söz net ve açık;
Bu ülkenin ormanı, bu halkın deresi, bu ülkenin doğası, havası, güzellikleri kimsenin kârından daha önemli değildir.
Danamandıra’da kesilen yalnızca ağaçlar değil; hukuk, bilim, kültürel miras ve kamu vicdanıdır.
Danamandıra Köyü Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği
Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma Eğitim ve Araştırma Derneği
Silivri Kent Konseyi – Kültür Sanat Komisyonu / Çevre Komisyonu / Kültürel Miras ve Tarih Çalışma Grubu
Silivri Çevre Derneği
TURÇEP
Kuzey Ormanları Savunması
Silivri Su Sporları Spor Kulübü
















Yorumlar